Duygu Çiloğlu Logo

Duygu Akademisi

Makalelerimiz.

Gerçek Hayatta Korkunun Beyinde Nasıl İşlediğini Gösteren Yeni AI Modeli

Gerçek Hayatta Korkunun Beyinde Nasıl İşlediğini Gösteren Yeni AI Modeli

 Klinik Psikolog Duygu Çiloğlu

Yapay zekâ destekli yeni bir beyin modeli, korkunun gerçek yaşamda nasıl işlendiğini ortaya koyuyor. Sosyal korku, oksitosin ve beyin ağları üzerine bilimsel bulgular.

 Giriş

Korku, insanın hayatta kalmasını sağlayan temel duygulardan biri. Ancak laboratuvar ortamında yapılan klasik korku araştırmaları, çoğu zaman gerçek yaşamın dinamik ve çok katmanlı yapısını yansıtmakta yetersiz kalıyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir çalışma, yapay zekâ destekli gelişmiş bir beyin modeli kullanarak korkunun gerçek zamanlı ve doğal koşullarda nasıl işlendiğini ortaya koyuyor.

Bu bulgular, özellikle sosyal kaygı, sosyal fobi ve sosyal durumlarda yoğun korku yaşayan bireyler için nörobilimsel açıdan önemli bir çerçeve sunuyor.

1. Korku Araştırmalarında Yeni Bir Dönem: AI Tabanlı Beyin Modeli

Çalışma, klasik laboratuvar yöntemlerinin (örneğin statik görüntülerle korku uyandırma) gerçek yaşam deneyimlerini tam olarak yansıtmadığını gösteriyor.

Yeni geliştirilen AI destekli beyin modeli, bireylerin korku yaşadığı doğal durumları—örneğin bir film izlerken—çok daha doğru şekilde takip edebiliyor.

Bu model neyi değiştiriyor?

  • Korkunun dinamik, akışkan ve bağlama duyarlı yapısını yakalıyor.
  • Beynin korku anındaki gerçek zamanlı aktivite örüntülerini daha doğru haritalıyor.
  • Laboratuvar çalışmalarının yıllardır gözden kaçırdığı noktaları görünür kılıyor.

2. Sosyal Korkuda Oksitosinin Rolü

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, oksitosinin sosyal bağlamlarda korkuyu azaltıcı etkisinin net biçimde gösterilmesi.

Çalışmada oksitosinin:

  • Sadece sosyal durumlarda korkuyu azalttığı,
  • Sosyal olmayan korku durumlarında aynı etkiyi göstermediği,
  • Beynin korku devrelerinde (özellikle amigdala ve orta singulat korteks) düzenleyici bir rol oynadığı

belirtiliyor.

Bu bulgu, oksitosinin genel bir kaygı azaltıcı değil, daha çok sosyal korkuya özgü bir düzenleyici olduğunu düşündürüyor.

3. Beyin Ağları Arası İletişimde Değişim

Oksitosinin etkisi yalnızca tek bir beyin bölgesiyle sınırlı değil. Çalışma, oksitosinin:

  • Dorsal dikkat ağı,
  • Fronto-parietal ağ,
  • Varsayılan mod ağı

arasında iletişimi artırdığını gösteriyor.

Bu ağlar, sosyal durumları değerlendirme, dikkat yöneltme, sosyal tehdit algısını düzenleme gibi süreçlerde kritik rol oynuyor.

4. Sosyal Kaygı ve Sosyal Fobi Açısından Ne Anlama Geliyor?

Bu çalışma, klinik açıdan önemli bir noktaya işaret ediyor:

  • Sosyal korku, beynin sosyal bağlamlara özgü çalışan devreleriyle ilişkili.
  • Sosyal kaygı yaşayan bireylerde bu devrelerin aşırı duyarlı olması, korkunun yoğun yaşanmasına neden olabilir.
  • Oksitosinin sosyal bağlamdaki etkisi, gelecekte mekanizmaya dayalı, hedefe yönelik müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Bu bulgular, mevcut psikoterapi yaklaşımlarını destekleyici nitelikte olup, beynin sosyal tehdit algısını nasıl düzenlediğine dair daha derin bir anlayış sunuyor.

 5. Klinik Psikoloji Açısından Değerlendirme

Bir klinik psikolog olarak bu çalışmayı şu açılardan önemli buluyorum:

  • Gerçek yaşam verileri, danışanların günlük hayatta yaşadığı korku ve kaygı süreçlerini anlamada daha işlevsel olabilir.
  • Sosyal kaygı yaşayan bireylerde, korkunun yalnızca bilişsel değil, aynı zamanda nörobiyolojik bir temeli olduğu yeniden doğrulanıyor.
  • Bu tür çalışmalar, psikoterapide kullanılan tekniklerin (örneğin duygu düzenleme, sosyal biliş, maruz bırakma temelli yaklaşımlar) nörobilimsel karşılıklarını güçlendiriyor.

Bu bilgiler, klinik uygulamalarda kişiye özgü değerlendirme ve bireyin sosyal bağlamdaki deneyimlerini anlamlandırma açısından değerli bir çerçeve sunuyor.

Sonuç

Yapay zekâ destekli beyin modelleri, korkunun gerçek yaşamda nasıl işlendiğini anlamada yeni bir kapı aralıyor. Bu çalışma, özellikle sosyal korku ve sosyal kaygı alanında daha hedefe yönelik, bilimsel temelli yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabilecek önemli bulgular içeriyor.

Sık Sorulan Sorular

Bu çalışma sosyal kaygı tedavisini değiştirir mi?

Çalışma, sosyal korkunun beyindeki mekanizmalarını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Bu bilgiler gelecekteki bilimsel araştırmalar için yol gösterici olabilir.

Oksitosin sosyal kaygıyı tamamen ortadan kaldırır mı?

Hayır. Çalışma yalnızca sosyal bağlamlarda korku tepkisinin azaldığını gösteriyor. Bu bulgu, mekanizmayı anlamaya yöneliktir.

AI tabanlı beyin modeli klinikte kullanılıyor mu?

Şu anda araştırma aşamasında. Klinik uygulamalara temel oluşturabilecek bir bilimsel araç olarak değerlendiriliyor.

 


Geri Dön

Yukarı Çık